29 Eylül 2010 Çarşamba

Aşkın Şehre İzdüşümü

''Nerede yaşamak istersiniz?'' diye bir soru sorulsa size, ne derdiniz merak ediyorum. Tahminlerim var. Paris,New York, San Fransisco,ispanya'dan bir ya da birkaç şehir... gibi.
Oysaki bu şehirler bizler için özentiden başka bir şey değildir. İzlediğimiz dizilerden,filmlerden ya da okuduğumuz bir kitaptan aşık oluruz bu şehirlere. Yaşamaya başladığınızda anlarsınız, sizin şehriniz olmadığını. Memlekete dönüşlerde bu deneme/yanılma yönteminin bir versiyonudur.
Para kazanmak için yaşarsınız sevmediğiniz bir şehirde, okulunuz gereği yaşarsınız sevmediğiniz bir şehirde... Bu, sevmediğiniz şehirleri bir süre sonra sevebilirsiniz, yaşamaya devam edebilirsiniz ya da çok alışırsınız, alışkanlığınız gereği yaşarsınız. Hayat bizi istemediğimiz şeylere zorlayabilir, itebilir, sevmek zorunda bırakabilir. ''Nasıl sevmek zorunda bırakabilir?'' diye düşünenler varsa içimizde hemen bir örnek verelim. Aşık olmadan, görücü usulüyle evlenmiş birinin bir süre sonra eşine aşık olması, örnek olabilir zorunda kalmaya.
Bizler yaşadığımız her şehirde, -sevelim ya da sevmeyelim- mutluluğu aramak zorundayız. Mutluluğu hiçbir zaman bulamayabiliriz, ki bulamayan çoktur. Devam etmelisiniz, ısrar etmelisiniz. Çünkü sizin seçiminiz değildir sevmediğiniz bir şehirde yaşamak. Hayatın size sunduğu, seçme sansınızın olmadığı tek seçenektir ''o şehirde yaşamak''. Ölmek gibi bir ihtimaliniz daha var, fakat bu yapacağınız en büyük hata olur. Reenkarnasyona inanmıyorsanız eğer, bir daha gelmeyeceğiniz bir dünyayı bu kadar kolay bırakıp gitmek, ve böyle bir nedenden dolayı... Acınası bir hikayenin, önemli karakteri olmanızdan başka bir şeye yaramaz. (''İntihar etmek'' üzerine bir şeyler bilirim) Sevmediği bir şehirde yaşadığı için kimse ölüme yürümez diyenler olabilir, ancak ''kıçından düşündüklerini'' gözlerinin içine bakarak söyleyebilirim onlara.Sevmediğiniz bir şehirde yaşıyorsanız, içtiğiniz suyu, soluduğunuz havayı, yürüdüğünüz yolları da sevmezsiniz. Sevmediğiniz şehirde yaşamanızı sağlayacak, sevdirecek tek şey ''aşk''. Yoksa eğer o şehirde ''aşk'' kendinize alt başlıklar oluşturmalısınız. Mücadele ederek şehirden ayrılmak ya da boyun eğmek ve sevmeye çalışmak gibi...
Mutsuzluğunuzu kabullenip mücadeleye farklı bir boyut katabilirsiniz.Sinsice bir yaklaşım olabilir, ancak kısa hayatınızda kendiniz için birkaç sinsilik yapmak, vicdanınızın umurunda olmaz.
Aşıksanız ''Bize her yer Trabzon'' diyeceğiniz doğrudur.

Peki bir şehri özenti olmak dışında nasıl sever insan? Bu konuda bir şeyler yazmalı, ceryan olmasın.
Önce o şehre gitmeniz gerek.Gitmeden fotografa bakarak burada yaşamalıyım ben demeniz olmaz. Gidersiniz, ne için gittiğiniz önemli değildir. Kendinizi huzurlu hissedersiniz. O dem, o şehri seviyorsunuz. O şehirden ayrıldıktan sonra özleyeceksiniz ya da tekrar gitme isteği duyacaksınız. Uyuşturucu madde etkisi yaratacak siz de. Aşık olmak gibir şey bu da. Umarım sevdiğiniz şehirden birine aşık olursunuz, sevginize sevgi katarsınız, anlama yine yeniden anlam yüklersiniz.

İstanbul herkesin aşkı.Sahiplenmeyin lütfen!


4 yorum:

Parpali dedi ki...

İstanbul'un başkalarındaki aşkından banane :) "Ben onu sevdim ya, o bana yeter."

mahtan fefalas dedi ki...

Kıskanan vardır aşkını. O vakit düello kaçınılmaz olur dermişim. :)

Parpali dedi ki...

Öyle olsaydı sürekli bir sessizlik hâkim olurdu bu şehre. Oysa ben, çoğu insanın aksine, gürültüsünü de sakinliğini de severim bu şehrin. O yüzden düelloya gerek kalmaz :)

mahtan fefalas dedi ki...

Gürültü ve sessizlik.. Sessizliği ben oluyorum sanırım burada ve hep gürültünün ardından sahne alıyorum, öyleyse gürültünün aşkına saygı gösterip, sessizliğime dönmem gerek. Ne olsa her zaman kopmuyor fırtına..