23 Ocak 2011 Pazar

Yalanlar yalanlar acıtır

Yalan söylemeyen kişilerin zamana yenik düşüp yalan söylediğini görmek acıtır yüreği. Yalana ihtiyaç duymak, yalana sığınmak, yalanda ısrar etmek, geçmişin o kişiye yüklediği dürüstlük perdesinin altındaki yalanların ileri gelenlerinden olduğu gerçeğini daha fazla gizleyemediği için midir? Herkes küçük yalanlar söyler, ben de söylemiş olmalıyım yaşadığım bunca yıl içerisinde elbette, ama insanın yaşı geçtikçe, yaşlandıkça, yalanla arasına mesafe koymaya özen gösterir. Ben de bunu yapıyorum artık. Yalan söyleyen de yalan diye düşünüyorum. Çünkü acıtır yüreği, sızlatır...



Hiçbir yalan gizli kalmıyor bu hayatta, en çok da bu korkutuyor insanı. İnsanın yalanını ortaya çıkarmaya çalışanları da anlamıyorum, insan kendi canını acıtmak için bu kadar çaba göstermesi ne kadar anlamsız oysa. Yalan söylenen biri olmak, yalan söyleyen olmaktan daha çok can yakıyor, daha çok üzüyor. Yalan söyleyen için zaten yalanlar hayatının bir parçası olmuştur. Olan yalan söylenene olur. Tamlamalarla anlatmak, örneklerle süslemek falan gereksiz. Sadece yalan söylemeyin,günah olduğu için vs. demeyeceğim, canı cehenneme günahın, sadece insanların sizin için düşündüğü ''dürüst'' tanımlamasının doğru olmadığını onlara göstermemek için, onları hayal kırıklığına uğratmamak için.

Hiç yorum yok: